Depremin Tek Çaresi Kentsel Dönüşüm

Depremin tek çaresinin kentsel dönüşüm olduğunu söyleyen Kentsel Dönüşüm ve Hukuk Platformu Başkanı Prof. Dr. Gürsel Öngören 2018 yılını değerlendirdi..

Depremin tek çaresinin kentsel dönüşüm olduğunu söyleyen Kentsel Dönüşüm ve Hukuk Platformu Başkanı Prof. Dr. Gürsel Öngören, 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin yıl dönümünde, dört yıllık bir deneyimle kentsel dönüşüm anlamında devlet tarafından tüm hazırlıkların yapılarak, Eylül’den itibaren yeni yaklaşım ve modellerle kentsel dönüşümün hızlanacağını ve 2018 yılının kentsel dönüşüm yılı olacağını bildirdi.

1999 Marmara depreminde 15 bin kişinin öldüğü, 24 bin kişinin yaralandığı ve sakat kaldığını hatırlatan Kentsel Dönüşüm ve Hukuk Platformu Başkanı Prof. Dr. Gürsel Öngören , 90 bin konut ve  işyerinin yıkıldığını veya hasarlanarak, depremin ülke ekonomisine 15 milyar dolarlık zarar uğrattığını ve bu nedenle ekonominin bir yıl içerisinde yüzde 10 gerilediğini  ifade eden Prof. Dr. Öngören “17 Ağustos 1999’da kötü bir sınav verdik ama beş yıl içinde bu dersi geçeriz ” diye konuştu.

Deprem odaklı kentsel dönüşüm çalışmaları 2012 yılı sonunda başlamış, kamu ve özel sektör işbirliğiyle toplumda olumlu bir algı oluşturmuştur. Kentsel dönüşüm ile birlikte depremde can ve mal güvenliğini sağlamanın yanı sıra doğayı daha iyi bırakabileceğimiz; düzenli, sağlıklı, yeşil ve güzel şehirler oluşturabileceğimiz bir fırsat oluştu diye sözlerine devam eden Prof. Dr. Öngören; riskli binaları tek tek dönüştürmenin yerine etap etap mahalle bazlı ve riskli alanlarda yapılan dönüşüm çalışmalarıyla, bir yanda evleri yenilenirken diğer yanda yeşil alanları, spor salonları, bisiklet yolları, meydanları, sosyal ve kültürel yapıları ile içinde insanların mutlu olduğu mahalleler, semtler oluşacağını; yeni şehircilik anlayışıyla konut alanlarının yanına iş merkezleri ile teknoloji merkezlerinin yapılmasıyla halkın yaşadığı yerde çalışmasıyla ulaşım sorununun çözüleceğini; 50 yıllık kötü yönetim birikimiyle oluşan çarpık kentleşmenin de ortadan kalkacağını sözlerine ekledi.

Kentsel dönüşüm kapsamında yaklaşık olarak yedi milyon konutun ve işyerinin yenileneceği ve finansman zorluğu olmadığını düşünen Platform Başkanı Öngören’e göre; Gayrimenkul ve İnşaat Sektörü ise kentsel dönüşümün bir seferberlik olduğunun bilincinde olup, bu iş yapma yöntemine alışmıştır. Kentsel dönüşüm için oluşturulan mali kaynaklar devlet, vatandaş ve gayrimenkul sektörü işbirliği ile hazırlanmaktadır. Devlet açısından vatandaşın can güvenliği en önemli konudur, Devletimiz bunun bilincinde olup halkımız evlatlarının canı için ya biraz borçlanarak veya m2 tartışmasını bir tarafa bırakarak gerekli fedakarlığı yapması gerekmektedir.

Özel iletişim vergisi ve zorunlu deprem sigortası (DASK) paralarının genel giderlerin finansmanı yerine bu yıldan itibaren kentsel dönüşüm için kullanılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Öngören, “Siyaset ve ekonomi öncelikler belirleme işidir. Deprem ve can güvenliği için binaların ve şehirlerin yenilenmesi kanaatimce en öncelikli konudur. İnsanın canı tehlikede ise, yolların, eğitimin, elektriğin, işinin önemi kalmaz. Bu yüzden ülkenin mali kaynaklarının deprem öncelikli olarak kullanılacağına inancımız tamdır. Evet, Depremi önleyemeyiz, ama deprem amaçlı getirilen vergi ve sigorta primleri ile depreme konu gayrimenkulden toplanan kaynakların kentsel dönüşümde kullanılmasıyla binalarımızı hızla yenileyip, sevdiklerimizi ve ülkemizi depremin zararlarından koruyabiliriz.” diyerek konuştu.